Efes
İlk çağ yazarlarından Strabon’a göre kente Efes
adında bir amazonun adı verilmiştir. Miken mezar kalıntıları bulunan
en erken kalıntılardır.
Kentin tahmini kuruluşu M.Ö 14-13 yıllarına rastlamaktadır.
Dor ve İon göçleriyle başlıyan ve Atinalı Androklos un M.Ö 10 Y.Y
da Bülbül Dağı eteklerine arkadaşlarıyla beraber yerleşmesiyle devam
eden Efes’in kuruluş öyküsü daha sonra lidyalılarla devam etmiştir.
En parlak dönemi Kallinos, Hipponaks ve Herakleitos’un yaşadığı
M.Ö 6.y.y dır. Daha sonra Efes i işgal eden Persler sadece vergi
almış ve Efes’in iç ve dış işlerine karışmamışlar, bu sayede kent
en muhteşem günlerini yaşamıştır. M.Ö 334 te Büyük İskender ,Efes’i
ele geçirmiş ölümünden sonra Roma komutanı Sulla Efes’i tekrar Roma'ya
bağlamıştır. M.S 37 Hristiyanlığın yayılmaya başlangıç tarihi olup
sırasıyla Bizans,Türk ve Osmanlılar kente hakim olmuşlardır.
Anadoludan çıkıp evrim geçiren Efes Artemisi, Efeslilerin tek tanrısıydı.
Heykeli ve diğer buluntular Selçuk Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.
Bülbül dağındaki Hz. Meryem evi ve hristiyanlarca
kutsal olup hac ziyaretçileri ve turistlerle dolup taşmaktadır.
Restorasyonu büyük ölçüde biten yamaç evleri mutlaka
ziyaret edilmesi gereken yerlerdendir.
Bu
muhteşem kent tiyatrosu, kütüphanesi, yamaç evleri ve mermer yollarıyla
mutlaka ve mutlaka görülmesi gereken tarihi yerlerin en başında
gelmektedir. Şehrin ısıtma ve kanalizasyon sistemleri, çeşmeleri
bizde hayranlık uyandırdı. Liman kenti olan Efes zamanla Menderes
nehri alüvyonlarıyla dolmuş ve denizden uzaklaşmıştır. Eski liman
kazıları ve diğer kazılar hala devam etmektedir. Efes için bize
göre en azından tam bir gün ayırmanız gerekmektedir. Şundan da eminiz
ki mutlaka daha sonra tekrar ziyaret etmek isteyeceksiniz.
Çünkü böylesi bir medeniyet anlatmakla bitirilemez.
Efes'i bizimle keşfedin
|